Kürşat Ayvatoğlu: AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, ‘Bu kadar yanlışı olan kişinin bu kadar kolay işe alınması bizim kusurumuz’ dedi
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Grup BaÅŸkanvekili Bülent Turan, Türkiye’de Gezi süreci, 6-8 Ekim olayları, 15 Temmuz gibi süreçlerin geride kaldığını ve artık “yapıcı makul dilin inÅŸa edilmesi gerektiÄŸini söyledi. Turan, “Siz CumhurbaÅŸkanı’na zorba, sözde cumhurbaÅŸkanı diyerek bir dil inÅŸa edemezsiniz. Biz de buna karşı cevap verirken, benzer yanlışa düÅŸerek bir dil inÅŸa edemeyiz” dedi.
AK Parti büro elemanı olduÄŸu belirtilen KürÅŸat AyvatoÄŸlu’nun uç bir örnek olduÄŸunu ve partisinin gerekenleri yaptığını, konuyu yargıya taşıdığına iÅŸaret eden Turan, “Partimizde bu kadar yanlışı olan bir kiÅŸinin bu kadar kolay, bu kadar tedbirsiz, bu kadar rahat iÅŸe girmesi, bizim kendi kusurumuz, kendi sorunumuz. Bunu da tartışmaz zorundayız” ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup BaÅŸkanvekili Bülent Turan, partiyi 2023 seçimlerine taşıyacak kadroların seçildiÄŸi 24 Mart’ta yapılan 7. OlaÄŸan Kongre sonrası ÅŸekillenecek yeni politikalar, İstanbul SözleÅŸmesi, erken seçim tartışmaları, HDP’ye kapatma davası istemi ve KürÅŸat AyvatoÄŸlu’yla ilgili olarak BBC Türkçe‘nin sorularını yanıtladı.
31 Mart yerel seçimlerinden sonra CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “DeÄŸiÅŸim mesajını aldık” demiÅŸti ve bu deÄŸiÅŸimin 24 Mart’ta yapılan Büyük Kongre’ye ertelendiÄŸi de ifade ediliyordu. Partinin yeni yönetiminin ÅŸekillendiÄŸi Büyük Kongre’de bu beklenti ne kadar karşılandı sizce?
Türkiye’de çok genç olmasına raÄŸmen en köklü partilerin başında AK Parti geliyor. AK Parti taşıdığı deÄŸerler, ortaya koyduÄŸu prensipler itibariyle bakıldığında en tecrübeli, en köklü partisi haline geldi. AK Parti 20 yıllık hayatının 19 yılını iktidarda geçirdi. Bu Türkiye’de deÄŸil, dünyada örneÄŸi olmayan özel bir durum. Türkiye’de her siyasi partinin dayandığı bir temel kitle var. Bazıları GüneydoÄŸu’da çok kuvvetli, bazıları sahillerde çok oy alıyor bazıları İç Anadolu’da. Ama AK Parti hemen hemen tüm illerden büyük farkla ya birinci ya da az farkla ikinci sırada olarak Türkiye’nin bütün seçmeninden, ilinden, ilçesinden oy alabilen tek parti. Bir anlamda Türkiye’nin birleÅŸtirici gücü. Biz bu olaÄŸan kongremiz dışında son bir yıldan beri il kongrelerimizi yapıyoruz. Bu il kongrelerimizde de yüzde 70 deÄŸiÅŸim oldu. OlaÄŸan kongremize baktığımızda da yüzde 50 deÄŸiÅŸiklik olmuÅŸ.
AK Parti ÅŸimdiye kadar gerginlik olmadan, kavgasız kendi içindeki dinamikleri deÄŸiÅŸtirebilen çok az partiden bir tanesi. Yani yüzde 50 Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) yüzde 70 ildeki teÅŸkilatların deÄŸiÅŸmesi ve olaÄŸanüstü bir kriz olmaması çok kıymetli. O nedenle deÄŸiÅŸimden kasıt sayısal verilerse çok ötesi karşılanmış. Ama onun ötesinde söylem deÄŸiÅŸikliÄŸi, reformlar, davaya iliÅŸkin vurgular, bunlar zamanla ortaya çıkacak. Biliyorsunuz MKYK’da 50 kiÅŸilik listemiz varken bu dönem 75’e çıkarıldı. Bu bile baÅŸlı başına Türkiye’nin daha geniÅŸ, daha kapsamlı deÄŸerlendirilmesini talep eden bir yaklaşımdı.
‘Bugün yıkılmaya baÅŸlasa 20, 30 sene demektir’
MKYK üye sayısının geniÅŸletilmesine neden gerek duyuldu, biraz da bu deÄŸiÅŸim beklentisini karşılamak için mi?
Türkiye’nin çok farklı katmanları var ve bunların hepsinin de sosyolojik karşılığı var. Bunların hepsini bünyemizde barındırmak istiyoruz. DoÄŸu-GüneydoÄŸu kanaat önderlerinden, Alevi kanaat önderlerine kadar, Türkiye’deki Ermeni cemaatlerinden farklı mezhep gruplarına kadar çok farklı sosyolojik karşılığı olan kesimler, bu yeni MKYK da yer aldı. Dolayısıyla Türkiye’nin tüm seçmeninin tüm milletimizin ruhunu temsil ettiÄŸi bir liste haline geldi.
75 üyemizden 20 kadar kadın olması gençler olması çok kıymetli bir yaklaşımdı. Bu yapının içinde 47 yeni isim yer aldı, 22 arkadaşımız ilk kez göreve geldi, 28’i de yerini koruyor. Yeni dönemde hem sayısal verilerle, hem de yeni bir dil söylemle beraber süreci inÅŸa edeceÄŸini söyleyebilirim. Bırakın AK Parti’nin yorulduÄŸunu, 20 yıl sonra metal yorgunluÄŸu olduÄŸu tarzı iddialarını, aksine tekrar tekrar dönüÅŸümünü deÄŸiÅŸimini yaparak heyecanla yola çıkması Türk siyasi hayatında daha uzun yıllar AK Parti gerçeÄŸinin devam edecek olması, bizim için bir onur vesilesi.
AK Parti,Allah korusun bugün yıkılmaya baÅŸlasa bu 20 sene, 30 sene demektir. Artık Türkiye’de AK Parti gerçeÄŸinin olduÄŸunu bir kez daha tescillemiÅŸtir. Kaldı ki güçlü liderle güçlü bir MKYK ile yoluna çok uzun yıllar devam edeceÄŸini düÅŸünüyorum.
Aslında kongre ile eÅŸ zamanlı olarak kabine deÄŸiÅŸikliÄŸi beklentisi vardı, ama hala da beklenti halinde. Sizce süreç, kabine deÄŸiÅŸikliÄŸi ile tamamlanacak mı?
CumhurbaÅŸkanımız çok tecrübeli bir siyasetçi. İstiÅŸareye önem veren, ekibine danışan bir insan. Mesela MKYK da büyük deÄŸiÅŸikliÄŸi yaparken, Merkez Yönetim Kurulu’nda beklenen, talep edilen deÄŸiÅŸikliÄŸi yapmadı. Bunun CumhurbaÅŸkanımızın kendi dünyasında mutlaka karşılığı var. MYK, MKYK içinden seçiliyor biliyorsunuz, her zaman deÄŸiÅŸiklik olabilir ama MKYK deÄŸiÅŸmez. Esas deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptı ama o icracı organı, yürütme organını biraz daha belki erteledi.
Åžunu demek istiyorum: Kabine de benzer kanaatle beraber deÄŸerlendirilebilir. Kabine cumhurbaÅŸkanımızın temsilcisidir tabiri caizse. Görev tanımı bellidir, her zaman bu deÄŸiÅŸikliÄŸin olma imkanı, ihtimali vardır ama ne zaman olacağı nasıl olacağı sayın CumhurbaÅŸkanı’nın taktirindedir.
‘Genel baÅŸkanımız makul davranan herkese vefasını göstermiÅŸtir’
Yeni yönetime baktığımızda, partinin kuruluÅŸ yıllarında görev alan ancak daha sonra etkisizleÅŸtirilen siyasetçiler de var, İstanbul seçiminin kaybedilmesinde rolü olduÄŸu söylenen eski İstanbul İl BaÅŸkanı da. Parti tabanından olası kopuÅŸları engelleme çabası olarak yorumlanabilir mi?
Lokal bakıldığında her üye için farklı deÄŸerlendirmeler yapılabilir. Kaldı ki arkadaşımız o dönemde il baÅŸkanlığını bırakırken, kendisi de partimizin usullerine yakışan ÅŸekilde bırakmıştır davadan asla kopmamıştır. Dolayısıyla MKYK da olmasından daha doÄŸal bir ÅŸey olmadığını düÅŸünüyorum. Genel baÅŸkanımız makul davranan herkese vefasını göstermiÅŸtir. Dolayısıyla Bayram (Åženocak) beyin de görev alması kıymetli bir yaklaşımdır. Fakat ben meseleyi bireysel okumaktan ziyade, fotoÄŸrafın tümüne bakmaktan taraftarım.
Tümüne bakıldığında bu MKYK listesinin en büyük derdinin, tüm Türkiye’yi kucaklayan bir liste olması iddiası olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Yoksa ÅŸu girdi, bu niye girmedi diye herkes bir ÅŸey söyleyebilir. Her ÅŸahsa eleÅŸtiri ve olumlama eklenebilir ama büyük fotoÄŸrafa baktığımızda Türkiye’nin bütün sosyal kesimlerini bütün bölgelerini, meslek gruplarını, kucaklayan bir liste olmuÅŸtur. Genel BaÅŸkanımızın yeni dönemde 2023’e, seçimlere giderken tüm Türkiye’yi kucaklama iddiasını somut olarak hayata geçirmesini çok kıymetli buluyorum.
Türkiye’de siyasi kavgalar, çok büyük gelgitler olmakla beraber biz bu ülkede beraber yaşıyoruz. 84 milyonun ortak deÄŸerleri ortak yaklaşımı olması lazım. Siyasi parti kavgası ideolojik ayrışmalar hepsi bir yere kadar. Muhalefet demokrasinin iktidardan daha da kıymetli deÄŸeridir, muhalefet olmazsa iktidarın da kıymeti olmaz. Ama daha ötesi Türkiye’de muhalefetle ihanet arasında çok ince çizgi olduÄŸunu anlayamayan yapılar olması. Yani iktidarın iddialarını yatırımlarını politikalarını eleÅŸtirmek kıymetli.
Fakat siz “PYD’ye komÅŸu olalım” derseniz “DoÄŸu Akdeniz’de ne iÅŸimiz var”, “Azerbaycan’a askerimiz niye gitti” derseniz bunlar muhalefetten öte baÅŸka anlam ifade eder. Türkiye’de temel krizimiz bu. Gezi’den sonra 6-8 Ekim’den sonra, 15 Ekim’den sonra ülkenin savrulduÄŸu gergin dil , politika hepimizi bir yere taşıdı. Artık bunların geride kaldığını düÅŸünüyorum. Artık bir Gezi ihtimali olmadığını düÅŸünüyorum Türkiye’de. Buna ne devlet, de de milletimiz izin vermez. 6-8 Ekim, 15 Temmuz ihanetlerin ne millet ne devlet izin vermez diye düÅŸünüyorum.
‘Yapıcı, makul dil öne çıkmalı’
O yüzden, daha soÄŸuk akılla, daha sakin bir yaklaşımla baÅŸta çuvaldızı kendimize batırarak söylüyorum; bütün partilerin daha inÅŸa edici, yapıcı, makul bir dili öne çıkarmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. Siz CumhurbaÅŸkanı’na “zorba, sözde cumhurbaÅŸkanı” diyerek bir dil inÅŸa edemezsiniz. Biz de buna karşı cevap verirken, benzer yanlışa düÅŸerek bir dil inÅŸa edemeyiz.
MKYK’daki Türkiye’yi kucaklayan yaklaşım eÄŸer bizim bundan sonraki politikalarımızda söylemlerimizde yatırımlarımızda her alanda benzer dönüÅŸümü, Türkiye’yi kucaklamayı ortaya koyarsak, AK Parti’nin bırakın bir seçimi daha uzun yıllar seçimlerin tümünü garanti edeceÄŸi iddiasındayım ben.
Bir anlamda partinizi seçime taşıyacak kadrolar belirlendi. Yeni dönem politikalarınız nasıl ÅŸekillenecek. GeçmiÅŸe de baktığınızda sizin bu konuda eleÅŸtiri ve önerileriniz nedir?
Aslında AK Parti, yeni bir politika icadı ihtiyacı duymuyor kendisine. AK Parti kendi felsefesini kuruluÅŸ ruhunu kuÅŸanırsa tüm sorunları çözer diye düÅŸünüyorum. Kapı kapı dolaÅŸan gönüllere giren, mahallesindeki hastayı, yaÅŸlıyı, askere gidiÅŸi takip eden bir partiyiz biz. Biz buradan koptuÄŸumuz zaman yoruluyoruz. Biz bu ruha kavuÅŸtuÄŸumuz zaman dinçleÅŸiyoruz. Yeni kongrenin tekrar bu ruha kavuÅŸmak için vesile olacağı kanaatindeyim.
Göreceksiniz CumhurbaÅŸkanımız inisiyatifi olabilecektir, toplantılarımızda ÅŸekillenecektir ama AK Parti’nin kuruluÅŸunda yaptığı iÅŸleri biz sonraki yıllarda devletin bazı kurumlarına bıraktık. Hastaya biz bakardık, bursu biz verirdik, engelliye biz sahip çıkardık. Ama ÅŸimdi hamdolsun artık devletimiz sahip çıkıyor. Ama 20 yıl önce bunların tümünü bizim partimiz yapmak durumunda kalırdı. Olumlu anlamda söylüyorum, sosyal devlet sosyal devlet anlayışıyla beraber partinin bu konudaki görevi biraz daha geride kaldı.
‘Kapı kapı dolaÅŸma kültüründen koparsak, kaybederiz’
Bu geride kalan alanda biraz daha protokolcü, biraz daha kurumlarla fotoÄŸraf vermeyi seven, siyasi anlayışı ortaya koyan bir anlayış hakim olmaya baÅŸladı. Biz o mahalle kültürünü kapı kapı dolaÅŸma kültürünü bilen insanlarız, bundan koparsak kaybederiz. Bunu, tekrar harekete geçirirsek baÅŸarırız. Ben bu yeni dönemde yeni yeni iÅŸler icat etmek yerine, zaten bildiÄŸimiz zaten bizim kültürümüzde tecrübemiz olan ruhumuzda olan iÅŸlerin bir daha hayata tartışmasız geçeceÄŸi kanaatindeyim.
Bakınız Gezi, 6-8 Ekim, 15 Temmuz gibi süreçler bizi ister istemez farklı bir iç dünyaya itti . Åžimdi normalleÅŸiyoruz, tekrar bakıyoruz meseleye 100 yıla yakın Cumhuriyet tarihimizde 20 senede yaptıklarımız, 90 yıldan daha fazla aslında. Yollar, köprüler, hastaneler yapıldı. Ama AK Parti’yi kıymetli kılan yol yapmaktan öte bir ÅŸey. Belki 15 sene önce kıymetliydi ama insanlar zaten yol, okul, köprü yapabileceÄŸini gördüler. Åžimdi AK Parti’den farklı bir ÅŸey bekliyorlar, bu farklı siyaseti farklı parametreyi tekrar inÅŸa etmek zorundayız.
Halkla kucaklaÅŸmak buluÅŸmak, o kuruluÅŸ yıllarımızdaki mahalle kültürünü kapı kapı dolaÅŸma kültürünü inÅŸa etmek durumundayız. Önceden insanlar bize oy vermese de “Seni seviyorum” derdi, “Emin insanlarsınız, oy vermesek de iÅŸ yapıyorsunuz” derdi. Åžimdi oy veren, vermeyen diye arada kavga ediyoruz, geriliyoruz. Bu yeni dönemde, bu kapı kapı dolaÅŸmak tekrar kendi ruhuna dönmek, tekrar milletin kendi iç dünyasında bizi koyduÄŸu yere eriÅŸmek, aslında oy vermese de bizi seven, güvenen, emin kılan anlayışı öne çıkaracak.
‘Polemiklerle gündem yapan deÄŸil, milletle kucaklayan anlayış’
‘AK Parti 94 ruhuna dönüyor’ yorumları da yapıldı, böyle bir arayış mı var?
94 vurgusu kıymetli. CumhurbaÅŸkanımızın belediye baÅŸkanı olarak siyaset sahnesinde çok daha kıymetli bir yere evrilmesi ruhu. Fakat Refah Partisi’nin o dönemde aldığı en iyi oy yüzde 20. Fakat biz yüzde 50-52’leri aldık. 94 ruhu kıymetli bir iddia, başımızın tacıdır. Ama AK Parti’nin o ruhu da kucaklayan daha büyük bir ruha evrildiÄŸi, toplum kesimlerini kucaklayan ama temel deÄŸerleri asla tartışılmayan bir yapı inÅŸa edeceÄŸini düÅŸünüyorum. Bunu tartışmak, sloganını bulmak durumundayız. Buna 2002 mi, 94 mü deriz, 2023 ruhu mu deriz bunu ilgili kurullarımız tartışacaktır. Ama esası iÅŸin, bizi sadece fotoÄŸraf çeken sadece kavga eden sadece gerginliklerle karşılıklı polemiklerle gündem yapan deÄŸil, kapı kapı dolaÅŸan, milletle kucaklaÅŸan bir anlayışa taşıyacak yapıyı inÅŸa etmektir.
İnsan Hakları Eylem Planı açıklandı, yeni döneme iliÅŸkin “reformların“ yaÅŸama geçirileceÄŸi ifade edildi. Ama Türkiye ilk imzacısı olduÄŸu İstanbul SözleÅŸmesi’nden CumhurbaÅŸkanı kararıyla çekildi. Partinizin içinde de feshe karşı çıkanlar, tartışmalar olduÄŸunu biliyoruz. Kadınlar için bir “tersine reform”mu oldu acaba?
Olaya 3 ÅŸekilde yaklaşıyorum. Siz de ifade ettiniz, “Kendi partinizde de tartışma var” söyleminizi çok kıymetli buluyorum. Biz yüzde 50 oy alan, 13,5 milyon üyesi olan bir partiyiz. Dolayısıyla herkes aynı ÅŸeyi düÅŸünüyor, herkes aynı ÅŸeye inanıyor tarzının doÄŸru olmadığını düÅŸünüyorum. Bırakın da böyle önemli bir sözleÅŸme konusunda partimizde tartışma olsun, farklı kanaatler, yaklaşımlar olsun. Bunu kaybetmek bizi yorar. Her konuda bizim farklı deÄŸerlendirmelere, yaklaşıma ihtiyacımız var.
‘SözleÅŸmeyi Meclis hayata geçirmez’
İkincisi sözleÅŸme içeriÄŸinden ayrı söylüyorum. Türkiye’de sayısız sözleÅŸme feshi var, 1960’lardan bu güne kadar Åžimdiye kadar bu sözleÅŸmelerde fesih bu usulle olmuÅŸ. Yani cumhurbaÅŸkanlığı sisteminden önce Bakanlar Kurulu imzasıyla olmuÅŸ, cumhurbaÅŸkanlığı sistemine geçildikten sonra da cumhurbaÅŸkanı imzasıyla feshiyle olmuÅŸ. Çünkü bu sözleÅŸmeleri Meclisimiz diÄŸer kanunlar gibi görüÅŸmez Mesela her kanun teklifinde muhalefet veya iktidar önerge verir deÄŸiÅŸiklik talep eder vesaire. Fakat sözleÅŸmeler 3 madde halinde gelir. Bir, sözleÅŸmenin kendisi, bir de yürürlük maddesi olur. Bunlarda deÄŸiÅŸiklik olmaz, çünkü Meclis bu sözleÅŸmeyi hayata geçirmez. Bakın yürürlük imkanı vermez. Kanunlarda yürürlük tarihi olur.
SözleÅŸme Meclis’ten geçince yürürlüÄŸe girmez, uygunluk belirtip CumhurbaÅŸkanlığına bununla ilgili yürütme hakkı verir. Dolayısıyla burada Meclis’in yetkisini almak gibi bir durum yoktur. Bir kanunu CumhurbaÅŸkanı feshedemez. Ama sözleÅŸmeler baÅŸka usule tabi. Kaldı ki İstanbul SözleÅŸmesi’nde fesih maddesi var, bu fesih maddesine göre iÅŸlem yapılmış ve buna göre yapılan iÅŸlem Avrupa Konseyi’ne bildirilmiÅŸ, Konsey de kabul etmiÅŸ. EÄŸer bir usuli hata varsa Avrupa Konseyi bunu zaten kabul etmezdi. O yüzden ben bu teknik tartışmanın iyi niyetten uzak, sadece CumhurbaÅŸkanı’nı sıkıştırmaya, bu sistemi tartışmaya açma niyetli kötü bir yaklaşım olduÄŸunu düÅŸünüyorum.
‘SözleÅŸme feshinden sonra hangi kadınımızın hakkı ihlal edildi?’
İstanbul SözleÅŸmesi’nin feshine gerekçe olarak “eÅŸcinselliÄŸi özendirmesi” gösteriliyor ve alternatif olarak partiniz içinde de “Ankara kriterleri olur, Ankara yaklaşımı olur” söylemleri var. SözleÅŸme eÅŸcinselliÄŸi nasıl özendiriyor?
Biz güçlü kadın, güçlü aile iddiamızdan hiç vazgeçmedik ÅŸimdiye kadar. İstanbul SözleÅŸmesi kendi içinde artıları eksileri olan tartışılan bir sözleÅŸme. Ama biz kadın haklarından asla geri adım atmamaya kararlı bir ekibiz. Åžimdiye kadar yaptığımız düzenlemeler, anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptık biliyorsunuz kadınlara pozitif ayrımcılık gibi. İş mevzuatında bir çok deÄŸiÅŸiklik yaptık yine daha eski yıllarda ailenin korunması ve kadına karşı ÅŸiddetin önlenmesi kanunu, Ceza Kanunu’nda deÄŸiÅŸiklik yapmıştık. Eksik mevzuatımız varsa bunu tekrar deÄŸerlendirelim. Tüm kesimler, kadın dernekleri, diÄŸer dernekler tartışalım konuÅŸalım eksikleri yerine getirelim. Ama İstanbul SözleÅŸmesi kaldırılma özelinde hangi kadınımızın hangi hakkının ihlal edildiÄŸini söyler misiniz? Böyle bir örnek yok.
Bu sözleÅŸmeden kaynaklı fesihten sonra bir hakkımız kayboldu iddiası doÄŸru deÄŸil. Bizim hala ceza, aile kanunu, anayasamız hepsi yerinde duruyor. Kaldı ki baÄŸlamından koparılan çok farklı deÄŸerlendirilen bir anlaÅŸmayla geldi sözleÅŸme. İçeriÄŸini tartışmak istemiyorum ama bir fotoÄŸraf çekiyorum. Ama bu fotoÄŸrafın içerisinde eÅŸcinsel evliliklerin meÅŸrulaÅŸtırıldığı iddiasından tutun da, LGBTİ’ yi meÅŸrulaÅŸtırdığına kadar birçok konu deÄŸerlendirildi. Bu tartışmanın sonunda aileyi zayıflatan, LGBTİ tarzı iliÅŸkileri meÅŸrulaÅŸtıran bir anlayış olduÄŸu iddiası bizi bir yere getirdi. Ve bu kararı verdik.
Bu saatten sonra bu sözleÅŸmenin geri getirilmesi talebi sadece iktidarı sıkıştırmak, ErdoÄŸan’a hakaret etmek için kullanılan bir argüman haline geldi. İddia ediyorum biz bugün tekrar sözleÅŸmeyi geri getirelim desek feshe karşı çıkanlar, ErdoÄŸan tekrar buna imza atmasın diye belki de “Farklı cinsel eÄŸilimleri kollayan adam” diye itham edecekler. Bunların derdi kadın deÄŸil, hata bunların derdi sözleÅŸme de deÄŸil. Bunların derdi ErdoÄŸan’ın yaptığı, iktidarın yaptığı her ÅŸeye karşı çıkmak. Avrupa Konseyi üyelerinden hiç imzalamayanlar var, imzalayıp meclisten geçirmeyenler var. Ermenistan, Çekya Letonya, İngiltere’de anlaÅŸma Meclis’ten geçmemiÅŸ. Bunlar niye bu konuda gergin deÄŸiller. Biz kadın- erkek, insana yönelik her türlü ÅŸiddeti insanlık suçu kabul eden bir ekibiz. Ülkemiz hiçbir anlaÅŸmaya mahkum deÄŸildir. Bu anlaÅŸmalar yapılır, feshedilir daha iyisi yapılır, hepsi mümkündür.
‘Bu kadar yanlış kiÅŸinin partimize kolaylıkla girmesi bizim kusurumuz’
Son dönemde en çok tartışılan konulardan birisi partinizin büro elemanı KürÅŸat AyvatoÄŸlu’nun uyuÅŸturucu kullanırken lüks araç içinde görüntüleri. Yine bir milletvekilinizin eski danışmanıyla ilgili dolandırıcılık iddiaları var. Bu genç insanların nasıl bu kadar zenginleÅŸtiÄŸi sorgulanıyor ve bu konuda partinize eleÅŸtiriler var. Neler söylemek istersiniz?
Birincisi, daha önceden bilinmesine raÄŸmen, bunların kongreden sonra servis edilmesini, kongreden kaynaklı pozitif siyasi iklimi bozma çabası olarak deÄŸerlendiriyorum. DediÄŸiniz isimler çok uç, çok farklı, çok istisna isimler. AK Parti bu deÄŸil, bu olmaması lazım. Biz Yusuf diye ifade edilen evlatlarımızı, Ömer iddiası ortaya koyduÄŸumuz insanları arayan bulan insanlarız. O örnekler hepimizi üzen hepimizi yoran, hepimizin dışladığı örnekler. Kaldı ki o örneklerin görüntüleri ortaya çıktığı andan itibaren, partimizin ilgili kurulları anında iÅŸine son verdi, yargıyı emniyeti göreve davet etti. Bırakın sahip çıkmayı aksine en hızlı ÅŸekilde cezalandırılsın, diye adımlar atıldı. O yüzden bu kötü örnekler üzerinden partimizi okumayı doÄŸru bulmuyorum. Ama 13 milyonun üzerinde üyesi olan bir partiyiz. İçimizde yanlışlar hatalı kiÅŸiler olacak. Mesele bu yanlışlar hatalar görüldüÄŸünde AK Parti’nin nasıl tavır aldığı konusu. EÄŸer AK Parti bir gün gelir de “Ben o KürÅŸat tarzı örneklerin olduÄŸu yeri savunuyorum, meÅŸru görüyorum sahip çıkıyorum” derse, ben de AK Parti’de yer almam. Mesele onlara ortaya çıktığında nasıl tavır aldığınız.
Ama ÅŸunu da ekleyeyim. Ben milletvekiliyim, grup baÅŸkanvekiliyim. Bir memuru bile, yani devletin içerisindeki bir kiÅŸiyi bile ya da bir danışman alırken bile bir iki ay süren güvenlik soruÅŸturması var. Bizim partimize bu kadar yanlışı olan bir kiÅŸinin bu kadar kolay, bu kadar tedbirsiz, bu kadar rahat iÅŸe girmesi, bizim kendi kusurumuz, kendi sorunumuz. Bunu da tartışmak zorundayız.
‘Seçim kararı alsak, niye aldınız diye kızacaklar’
Son dönemde erken seçim tartışması yeniden gündemde. CHP lideri Kemal KılıçdaroÄŸlu, sonbaharda erken seçim olacağı iddiasını dile getirdi. Sürpriz bekleyelim mi?
Bu soruya cevap vermek bile istemiyorum. Bugün biz seçim kararı almaya kalksak en çok KılıçdaroÄŸlu buna “Ne yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz?” der. Çünkü 25 olan oyunu 26 yapamadığını anketlerde görüyoruz. İstanbul, Ankara seçimlerinden kaynaklı bir motivasyonları var oysa tüm Türkiye’de CHP’ye baktığımızda aldıkları oy yüzde 29 o seçimlerde. Kaldı ki HDP’nin İYİ Parti’nin desteÄŸiyle aldılar o oyu. İstanbul Ankara’da bize göre kendi kusurlarımız da çok fazla oldu. O kayıplardan kaynaklı bir motivasyonları oldu bir zaman, ÅŸimdi ayakları yere deÄŸdi,
CHP’nin oy oranının yüzde 25 olduÄŸunu, Millet İttifakı’nın asla yüzde 50’yi bulamadığını herkes biliyor, görüyor. Biz bugün seçim kararı alsak, niye aldınız diye kızacaklar. İktidara hazır deÄŸiller. Ama sonuç olarak seçimi isteyen kiÅŸinin iktidar alternatifi olması lazım. KılıçdaroÄŸlu bırakın iktidar alternatif olmayı, kendi partisinin liderliÄŸini yapmada tartışma var. Her gün istifa eden bir milletvekilleri, hatta istifa eden CumhurbaÅŸkanı adayı var ve çok ağır ithamlarla “FETÖ” diyorlar, “Tek adam oldun” diyorlar, “Atatürk düÅŸman” diyorlar. KılıçdaroÄŸlu’na böyle eleÅŸtirilerin olduÄŸu yerde, biz erken seçime gitsek CHP’ye ne yani. Biz 2023’e kadar milletten yetki almışız. Bu emaneti de sonuna kadar kullanmaya kararlıyız.
‘İki partinin siyasette karşılığı olmadığını görüyoruz’
Bir sonraki seçimlerde partinizden ayrılanların kurduÄŸu iki parti, Gelecek ve DEVA Partisi de rakibiniz olacak görünüyor. Sizce partinize yansıması nasıl olur?
Biz hiçbir arkadaşımızın, bırakın yöneticilik yapmış birisini, bir mahallede bir ilçede görev yapmış hiçbir arkadaşımızın bile kopmasını istemeyiz. Ya bu arkadaÅŸlarımıza kendimizi iyi anlatamadığımızı, ya da bir iletiÅŸim sorunu olduÄŸunu düÅŸünürüz. O yüzden giden iyi oldu deÄŸil, keÅŸke gitmeseydi diye bakarız meseleye. Ama bir de iÅŸin gerçeÄŸi var. BahsettiÄŸiniz iki partinin de hiçbir siyasi karşılığının olmadığını, illerde ilçelerde ziyaretlerimizde biz de görüyoruz. O gün bir öfkeyle, kızgınlıkla gidenlerin bile bugün piÅŸman olduÄŸunu, geri gelmek istediÄŸini keyifle takip ediyoruz. Ben bu konunun çok tartışılacak konu olmadığını, siyasi atmosferi çok fazla etkilemeyeceÄŸini düÅŸünüyorum.
‘Parti kapatma deÄŸiÅŸikliÄŸini HDP, CHP engelledi; yanlışın bedelini ödüyorlar’
Parti kapatmaya karşı bir tavrınız oldu ÅŸimdiye kadar. Ama ittifak ortağınız MHP’nin de talebi olan HDP hakkında kapatma davası için iddianame hazırlandı. Siz kapatma davası açılmasını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
Bakın biz dava açılıncaya kadar konuÅŸuruz artık dava açıldıktan sonra tüm süreç yargının kendi elindedir vereceÄŸi karar da başımızın tacıdır. Ama ÅŸu notu hatırlatmak isterim; 2010 yılında AK Parti çok büyük riskler alarak bir Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptı. Bu paketin içerisinde bir madde de parti kapatmaların tarih olmasını talep eden bir maddeydi. Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcısı doÄŸrudan Anayasa Mahkemesi’ne dava açmak yerine, iddianameyi önce Meclis’e gönderecek, Meclis’te tüm partilerin eÅŸit temsille yer aldığı bir komisyon kurulacak, o komisyonda iddianame tartışılacaktı. Tartışma sonunda oylanacak bu oylamada üyelerin 4’te 3’ü “Evet” derse iddianame Anayasa Mahkemesi’ne gidecek ve dava açılacaktı. Bu neredeyse parti kapatmanın imkansız hale geleceÄŸi bir usuldü.
Ancak buna hem HDP, hem CHP çok sert tepki göstererek, oylamaya katılmayarak, Meclis’te bu maddenin geçmesini engellediler. Çünkü o zaman AK Parti’nin kapatılması psikolojisi vardı, AK Parti’nin kapatılması onlar açısından bir demokrasi sorunu deÄŸil bir muhalefet tarzıydı. O gün yaptıkları yanlışın bedelini bugün onlar ödüyorlar. 2010 da eÄŸer HDP ve CHP bu maddeye “Evet” deselerdi, bugün Türkiye baÅŸka ÅŸeyi konuÅŸuyor olacaktı. Bu iÅŸin bir tarafı. DiÄŸer tarafı HDP, Türkiye’de ortak hiçbir deÄŸere imza atmayan, Türkiye’nin partisi olmaktan çok öte bir parti haline gelen terör örgütü uzantısı, aparatı haline gelen bir siyasi kuruluÅŸ oldu. Daha dün 18 Mart’ı andık, birine HDP katıldı mı? Azerbaycan’ın, Libya’nın, Kıbrıs’ın meselelerinde tüm Meclis ortak bildiriye imza attı, birine HDP imza attı mı? Türkiye partisi olmadığını, hiçbir deÄŸerimizde Türkiye’nin yanında yer almadığını çok defa göstermiÅŸ oldu. Avrupa’da bir terör eylemini eleÅŸtirmediÄŸinden dolayı kapatılan partiler oldu. Burada, teröristin cenazesine katılan, onun telefonunu polisten kaçıran onları motive eden bir dili kullanan kiÅŸiler haline geldiler. Siyasi olarak söylüyorum, HDP’nin durduÄŸu yer parti falan deÄŸil. Ama bu saatten sonra karar yargınındır, yargı ne derse başımızın tacıdır.
Haber Kaynağı: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-56614631
PaylaÅŸ:








