"/>
Bülent Turan:

Bülent Turan: "Repressiya'da Kurşuna Dizilenlerin Tek Suçu Türk ve Aydın Olmaktı"

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Ankara'da düzenlenen “Türk Dünyası'nda Repressiya” sergisinin açılışına katıldı. Turan, burada yaptığı konuşmada, 1937-38 yıllarında Sovyet baskısıyla hayatını kaybeden Türk aydınlarını anarak, Türk Dünyası'nın birbirinden koparıldığını, yeniden bir araya gelmenin zorunlu olduğuna vurgu yaptı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRKSOY, Ahmed Cevad Enstitüsü, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın (YTB) işbirliğiyle Ankara'da düzenlenen “Türk Dünyası'nda Repressiya” sergisi kapılarını açtı. Serginin açılışına katılan İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Türk Dünyası'nın ortak acı mirasını anlatan bir konuşma yaptı.

"Bu Sergi Bir Vicdan Nöbeti"

Turan, serginin alışılagelen sanat etkinliklerinden farklı bir anlam taşıdığını belirterek şunları söyledi: "Bu sergi, acıyla çizilmiş resimlerin olduğu, düşünmenin, üretmenin, fikrin, Türk Düşüncesi'nin diyetini kurşunla ödeyenlerin sergisi. Bir serginin çok ötesinde bir vicdan muhasebesi, bir vicdan nöbeti."

Konuşmasında Ahmed Cevad, Mağcan Cumabey, Bekir Sıdkı, Abdurrauf Fıtrat ve Abdullah Kadir gibi isimleri özellikle anan Turan, bu aydınların yalnızca Azerbaycan'ın, Kazakistan'ın, Özbekistan'ın ya da Kırım'ın değil; tüm Türk Dünyası'nın ve dolayısıyla ‘hepimizin evlatları’ olduğunu ifade etti. Turan, 1937-38 yıllarında Repressiya zulmünde katledilen bu isimlerin Türk olmak ve aydın olmak gibi iki ortak özelliği bulunduğunu hatırlattı.

Ayrı Düştük Ama Ayrılmadık

Turan, yıllardır bu aydınların hatırasının hak ettiği ilgiyi göremediğini dile getirerek Türkiye ile diğer Türk toplulukları arasında derin bir kopukluk yaşandığını vurguladı. Bu durumu farklı yetimhanelerde büyüyen iki kardeşin durumuna benzeten Turan, "Tam karşılığımız bu aslında. Şu an andığımız insanlarla bizim pozisyonumuz, iki farklı yetimhanede büyüyen iki kardeşin buluşması gibi bir şey." dedi.

Türkiye'de geniş kitlelerin izlediği “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmini kaleme alan Cengiz Aytmatov'un babası Törekul Aytmatov'un da Repressiya kurbanı olduğunu hatırlatan Bülent Turan, yıllar boyunca Türkiye meydanlarında orak-çekiçli pankartlarıyla şov yapanların bir kez olsun bile bu acı hatırayı gündemlerine almamış olmalarını eleştirdi.

Bir Gözümüz Türk Dünyası'nda Olmalı

Günümüz gündemine de değinen Turan, Filistin meselesinin Türkiye'de haklı bir yer tuttuğunu, ancak bunun yeterli olmadığına vurgu yaptı. "Bir gözümüz Filistin'de olduğu kadar, diğer gözümüzün de Türk Dünyası'nda olmasının önemini hatırlatmak isterim." İfadelerini kullanan Bakan Yardımcısı; Özal dönemiyle başlayan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha da ileriye taşıdığı Türk Dünyası ilişkilerinin derinleştirilerek sürdürülmesini büyük bir kazanç olarak nitelendirdi.

115 Bin Derneğe Çağrı

İçişleri Bakanlığı bünyesinde sivil toplumla ilişkiler alanının da yer aldığını hatırlatan Turan, Türkiye genelindeki 115 bin derneğe doğrudan seslendi. Repressiya konusunda projesi, çalışması ya da talebi olan her derneğin bakanlığın desteğiyle karşılaşacağını ifade eden Turan, bu hatıranın yalnızca devlet kurumlarının değil, sivil toplumun da taşıması gereken ortak bir sorumluluk olduğunu belirtti.

Program Hakkında

Bülent Turan, konuşmasının son bölümünde, bu programın iki özel yıl dönümüne, Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100. Yıl dönümü ve Türk Cumhuriyetleri'nin bağımsızlıklarının 35. yıl dönümüne atfen hazırlandığını ifade etti. Serginin düzenlenmesine katkı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı'na, TÜRKSOY'a, Prof. Ruhi Ersoy'a ve Türk Dünyası'ndan gelen müze temsilcilerine teşekkürlerini ileten Turan, bu tür buluşmaların çok sık ve  kapsamlı biçimde sürdürülmesini temenni ettiğini sözlerine ekledi.