“Nato Zirvesi: Geleceği Ağırlamak”
Her zaman misafirperverliğiyle bilinen ve bununla övünen bir millet olarak, dünya liderlerini ağırlıyoruz.
En son 22 yıl önce, 2004 yılında İstanbul’da evsahipliği yaptığımız NATO Liderler Zirvesi’nin 36.sı, tarihinin belki de en kritik gündemlerinden biriyle Ankara’da toplanıyor.
Bazı sosyal ve konvansiyonel medya habercilerinin ne yazık ki parmaklıkların boyanması, birkaç asfalt yaması ve zirve süresince kapalı yollar ekseninden görmeyi / göstermeyi tercih ettiği bu büyük buluşmanın Türkiye açısından önemi, aslında bu küçük etkileşim ve algı çabalarının çok daha ötesinde.
Ankara’da gerçekleştirilen bu zirve, dünyada değişen güvenlik mimarisini, üye ülkelerin savunma harcamalarının GSYH’lerinin %5’ine yükseltme hedefini, ABD ile Avrupa arasında ittifakın anlamı açısından başlayan görüş ayrılıklarını, İttifak’ın Ukrayna meselesine bakışını masaya yatırması açısından, NATO’nun geleceğini şekillendirebilecek bir etkiye sahip.
Türkiye, 2004 yılındaki zirveye ev sahipliği yapan Türkiye değil. O günlerde NATO’da daha ziyade asker sayısı bakımından bir ağırlığı olan Türkiye, bugün hem Savunma Sanayi üretiminde küresel bir güç, hem deOrtadoğu’da ve Rusya-Ukrayna krizlerinde ciddi bir diplomatik aktör olarak, 22 yıl öncesine göre çok farklı bir konumda.
Belki tüm bunlardan daha da önemlisi, 2026 Türkiyesi, temsil edildiği liderlik açısından dünyada sayılı ülkelerden biri. Hem 2004 zirvesine hem de yarınki zirveye Devlet Başkanı komununda katılan tek lider olan Recep Tayyip Erdoğan, aradan geçen 22 yılın tecrübesinin verdiği güçle masada. Bu güçlü liderlik görünümü, artık tüm dünyada takdir ediliyor ve pekçok mecrada açıkça dile getiriliyor.
Bir NATO Zirvesi’ne evsahipliği yapmanın, alelade bir katılımcı ülke olmanın çok ötesinde bir anlamı var. Ankara'nın onlarca devlet ve hükümet başkanını, dünya basınını ve üst düzey askeri-diplomatik heyetleri ağırlaması, belirli günler için bile olsa, Tükiye’yi küresel diplomasinin merkezine taşıyor.
Öte yandan bu zirve, hiç şüphesiz ülkemizin İttifak içindeki konumunu da güçlendirecektir. Zirve kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu, ülkemizin sadece ev sahibi değil, aynı zamanda üretici ve tedarikçi bir aktör olarak konumunu pekiştirme fırsatı sunuyor.
Türkiye'nin NATO içindeki kapasitesi, coğrafi konumu, ordu büyüklüğü, savunma sanayi üretimi, her ülke tarafından kolayca ikame edilemeyecek büyüklükte. Bu zirveye ev sahipliği yapmamız, bu kapasitenin sonuç bildirgesine ve ittifakın önceliklerine yansımasını kolaylaştıran bir zemin sağlıyor.
Ve Ankara… Birkaç günlük konaklama hareketliliği bir yana bırakılırsa, NATO Liderler Zirvesi, uzun vadede Ankara’nın uluslararası toplantı ve kongre merkezi imajını güçlendirecektir. Dünyada bu konudaki her yayında, her makalede Ankara’nın isminin geçecek olmasının bile başlı başına bir anlamı vardır.
Ankara Zirvesi'nden çıkan kararlar, sadece NATO üyeleri için değil, küresel güvenlik dengeleri için de son derece önemli olacaktır. Savunma harcamaları konusunda alınacak kararlar, Avrupa'nın kendi güvenliğine ne ölçüde sahip çıkacağının bir göstergesi olacaktır. Ukrayna'ya yönelik destek kararları, savaşın seyrini ve Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerin geleceğini etkileyecektir. Aynı zamanda, bir NATO üyesi olarak hem Batı hem de bölgesel aktörlerle diyalog kurabilen Türkiye'nin ev sahipliği, ittifakın Orta Doğu ve çevre bölgelerdeki krizlere yaklaşımında Türkiye’nin daha kritik bir rol üstlenmesine neden olabilecektir.
2026 Ankara Zirvesi, Türkiye için hem tarihi bir prestij, hem de somut stratejik kazanımlar elde etme fırsatıdır. Zirveye ev sahipliği yapmak, ülkemizin diplomatik görünürlüğünü artırırken, savunma sanayisi ve bölgesel güvenlik alanındaki artan ağırlığını da uluslararası kamuoyuna bir kez daha hatırlatıyor.
Yani, korkuluk boyamaktan ve asfalt tamir etmekten çok daha fazlası var.
Hem vatandaşlarımızın gündelik hayatının olumsuz etkilenmemesi, hem kamu düzeninin bozulmaması, hem de tüm dünyanın gözünün üzerimizde olduğu böyle bir organizasyonda herhangi bir güvenlik zaafiyetine meydan vermemek için, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İletişim Başkanlığı ve ilgili diğer kurumlarla işbirliği içinde gerekli tüm önlemleri aldık.
Tüm kolluk birimlerimiz önceden planlaması yapılmış ve çalışılmış senaryolarına göre görev yapıyorlar. Öte yandan hem sayın İçişleri Bakanımız hem de ilgili Bakan Yardımcımız, Emniyet Genel Müdürümüz, Jandarma Genel Komutanımız ve ilgili birim amirlerimiz, kısa adı GAMER olan Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezimizden de 24 saat esasına göre canlı izleme yaparak sürecin güvenlik yönetimindeydiler.
36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin hem ülkemiz hem de dünyanın huzuru için hayırlı neticeler üreteceğine inanıyorum. Bu vesileyle tüm katılımcılara ve zirvenin huzur içinde geçmesi için görev yapan tüm mesai arkadaşlarımıza, gösterdikleri anlayış ve misafirperverlikleriyle bu önemli etkinliğe ülkemiz adına katkı verentüm Ankaralı hemşehrilerimize teşekkür ediyoruz.